Yunancada söz, öykü anlamına gelen mitos (mythos), ilkel insan topluluklarının
evreni, yeryüzünü ve tabiat olaylarını kişileştirerek yorumlama ve henüz
sırrını çözemedikleri yaşamla ilgili her türlü oluşumu anlamlı bir biçimde
açıklama gereksiniminden doğmuş öykülerdir. Eski çağ insanlarında doğa
güçlerinin fizik ve etik etkilerini yansıtan mitoslar, dinlerin de başlangıcıdırlar.
İlkel insanın fizik atılımlarına ek olarak metafizik ve psikolojik davranış
ile yer yer tarihsel ve sosyolojik unsurları da içerirler. Örneğin;
Homeros'un ünlü İlyada ve Odysseia adlı iki eserinin çıkış noktasını
Akhalar ve Troyalılar arasındaki ünlü savaş oluşturur. İlyada'da savaşın
son günleri, Odysseia'da ise savaşın sona ermesinden sonra evine dönmeye
çalışan Odysseus adlı kahramanın hikayesi anlatılır.
Mitoslar taşıdıkları sezgi gücü, insanın doğasında var olan zaaf ve
tutkuları ortaya koymasıyla çağlar üstü bir kesinliğe, çok yönlü bir
kullanışa imkan verir. Bunun sonucu olarak mitoslar, günümüze değin
sanatın yararlandığı bir ilham ve kültür kaynağı olmuştur.
Mitoloji, mitoslar bilimi ve mitosların sistemli bir şekilde toplamı
demektir. Mitos çok tanrılı bir dinin tanrıları üzerine anlatılan efsane,
mitoloji de bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre mitoloji
ilkçağın din kitabı olabilir mi? Olamaz, çünkü bu efsaneler tek tanrılı
dinlerde söz konusu edilen inanç düzeyine hiçbir zaman ulaşmamıştır.
İlkçağın mitosu laiktir ve din adamının değil sanatçının uğraşıdır.
Sözlü ya da yazılı edebiyat ve sanat kollarının hepsinde konu edilen
ve işlendikçe değişen mitoslar ne kadar ozan, yazar ya da sanatçı varsa
o kadar biçim almış hiçbir zaman tek tanrılı dinlerin kutsal kitapları
gibi değişmez ve mutlak bir hale gelmemiştir. Öylesine bir çeşitlilik
ve özgürlük vardır ki Tanrıça Artemis Batı Anadolu'da başka, Yunanistan'da
başkadır. Bölge bölge tanrıların özellikleri değişir. Daha eski yerel
bir inancın etkilerini, yeni inanca aktarılmış olarak bulmak mümkündür.
Örneğin eski adı Kilikia olan Silifke-Adana arasındaki bölgede yoğun
bir biçimde tapınılan Zeus Olbios bir fırtınalar tanrısıdır. Oysa başka
hiçbir yerde Zeus'un bu özelliği bu denli vurgulanmamıştır.
Mitosun gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mitosun gerçeği kendi
içinde aranmalıdır.
Çok sayıda kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi kendi
yerli mitosunu yaratmıştır. Helenistik dönemde çoğalan ve karmaşık bir
hale gelen efsaneleri toplama ve derleme işine girişilmiştir. Bu dönem
İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup, çalışmaya açıldığı ve
elyazmalarının çoğaldığı eleştirel bir dönemdir. Efsane oluşturma Roma
döneminde de devam etmiştir. Roma, Yunan mitolojisinden etkilenerek
kendi din ve mitolojisini kurmak ister.Yunan tanrılarını kendi tanrılarıyla
bir tutarak isimlerini değiştirir, efsanelerinin kimini benimser, kimini
atar ve kimini de yerli efsaneleriyle karıştırır.
Mitoloji denince akla ilk gelen Yunan-Roma mitolojisidir. Bu hatalı
bir anlayıştır. Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır.
Onun Yunan ve Roma'ya mal edilmesi, bu efsanelerin Yunan ve Romalı yazarlar
tarafından yazılmasından kaynaklanır. Bu efsanelerin çıkış yeri Anadolu,
Girit, Mısır ve Mezopotamya'dır.